Tüm günün yorgunluğuna rağmen yatağa gittiğinizde telefonu bırakmayıp saatlerce uyanık kalmak, basit bir alışkanlık olarak görülmemeli. Uzmanlar, bu davranışın psikolojik bir sendromla bağlantılı olabileceğini ve uzun vadede vücudu yıpratabileceğini belirtiyor.
Yoğun ve yorucu bir günün ardından yatağa girildiğinde, bedeni yorgun olmasına rağmen uyumayı erteleyip uzun süre telefona ya da ekrana bakmak günümüzde oldukça yaygın bir davranış haline geldi. Uzmanlar, bu durumun modern yaşamın ortaya çıkardığı psikolojik sorunlardan biri olduğunu belirtiyor. Bu davranışın temelinde ise gün içinde hayatı üzerinde yeterince kontrol hissedemeyen kişilerin, gece saatlerini kendilerine ait bir zaman olarak görmesi yatıyor. Gün boyunca kendine vakit ayıramayan zihin, uyku süresinden fedakârlık yaparak bu eksikliği telafi etmeye çalışıyor.

Uzmanlar, uyku geldiğinde gözleri kapatıp dinlenmek yerine sosyal medyada dolaşmak veya dizi izlemek gibi alışkanlıkların beynin biyolojik saatini ciddi şekilde bozduğunu belirtiyor. “Kendime zaman ayırıyorum” duygusuyla feda edilen uyku saatleri, ertesi gün odaklanma sorunları, kronik stres ve tükenmişlik olarak geri dönüyor. Bu kısır döngü sadece zihinsel sağlığı etkilemekle kalmıyor; bağışıklık sistemini de zayıflatıyor ve uzun vadede depresyon veya anksiyete gibi psikolojik rahatsızlıkların kapısını aralıyor.
GÜNDÜZ ”NEFES MOLASI” VERMEDEN GECE UYKUSUNA FEDA ETMEYİN
Uzmanlar, yıpratıcı uyku-düzensizlik döngüsünü kırmak için gündüz saatlerinde kısa da olsa yalnızca kendinize ayıracağınız “nefes alma” molaları yaratmanın önemine dikkat çekiyor. Yatak odasının sadece uyku için kullanılması ve uykudan en az bir saat önce telefon, tablet gibi ekranlardan uzak durulması gerekiyor. Gündüz yapılamayan kişisel aktivitelerin bedeli, gece uykusunu feda ederek ödenmemeli; zihnin ve bedenin yenilenmesi için uyku saatine saygı göstermek şart.
Tarih: 05.03.2026 / 21:55







