Tıp dünyasında ciddi sağlık riskleri nedeniyle dikkatle takip edilen uyku apnesine yönelik umut verici bir gelişme yaşandı. Avrupa’da gerçekleştirilen klinik araştırmalar, yaygın olarak kullanılan bir epilepsi ilacının, uyku sırasında meydana gelen nefes durmalarının sıklığını önemli ölçüde azaltarak yaklaşık yüzde 50 oranında düşürdüğünü ortaya koydu.
Modern tıp ve nöroloji alanında yürütülen çalışmalar, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ve ciddi sağlık riskleri taşıyan uyku apnesine karşı dikkat çekici bir gelişmeyi ortaya koydu. İsveç’teki University of Gothenburg öncülüğünde gerçekleştirilen ve Avrupa’da geniş yankı uyandıran klinik araştırma, uyku apnesi tedavisinde yeni bir yaklaşımın mümkün olabileceğine işaret etti. Araştırmada, geçmişte çocukluk çağı epilepsisinin tedavisinde kullanılan bir etkin maddenin yalnızca uyku kalitesini iyileştirmekle kalmadığı, aynı zamanda uyku sırasında meydana gelen ve hayati tehlike oluşturabilen solunum durmalarını da önemli ölçüde azaltabildiği belirlendi.
KLİNİK ARAŞTIRMADA DİKKAT ÇEKEN SONUÇ: NEFES DURMALARI BELİRGİN ŞEKİLDE AZALDI
Obstrüktif uyku apnesi, uyku sırasında hava yolunun tıkanması veya beynin solunum kaslarına gerekli sinyalleri iletememesi nedeniyle nefes alışverişinin kısa sürelerle kesilmesine yol açan ciddi bir sağlık sorunu olarak biliniyor. İsveç, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ta yürütülen Faz 2 klinik çalışmasında, orta ve ileri düzey uyku apnesi bulunan 298 yetişkin hasta üzerinde sultiame (sulthiame) etken maddeli epilepsi ilacının etkileri incelendi. Araştırma sonuçları, ilacın kullanımının ardından gece boyunca yaşanan solunum kesintilerinde yüzde 47’ye varan azalma sağlandığını ortaya koydu. Bulgular, uyku apnesi tedavisinde yeni seçeneklerin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.
En yüksek bilimsel doğruluk standardı olan “randomize, çift kör ve plasebo kontrollü” yöntemle gerçekleştirilen deneylerin sonuçları tıp camiasında büyük heyecan yarattı. Yüksek dozda ilaç tedavisi uygulanan hastaların, plasebo (etkisiz ilaç) alan gruba kıyasla gece boyunca yaşadığı tehlikeli nefes durması ve boğulma ataklarının yüzde 47 oranında azaldığı tescillendi.
ARAŞTIRMADA OLUMLU BULGU: KAN OKSİJEN DÜZEYLERİNDE BELİRGİN ARTIŞ GÖRÜLDÜ
Uyku apnesinin en ciddi sonuçlarından biri, nefes alışverişinin kesintiye uğradığı anlarda kandaki oksijen seviyesinin düşmesi ve bunun hayati organların yeterince oksijen alamamasına yol açması olarak gösteriliyor. Çalışma kapsamında yapılan analizler, sultiame etken maddesi uygulanan hastalarda gece boyunca ölçülen kan oksijen doygunluğu değerlerinin belirgin ve sürdürülebilir şekilde yükseldiğini ortaya koydu.
Elde edilen veriler, ilacın yalnızca solunum kesintilerini azaltmakla kalmayıp, uyku sırasında vücudun oksijenlenmesini destekleyerek hastalığın yol açtığı sağlık risklerinin azaltılmasına da katkı sağlayabileceğine işaret etti.
Aaştırmayı değerlendiren uzmanlar, uygulanan doz yükseldikçe ilacın tedavi üzerindeki etkisinin de arttığını belirtti. Çalışmada gözlenen yan etkilerin ise büyük ölçüde hafif seyirli ve geçici nitelikte olduğu bildirildi. Daha önce bilimsel kongrelerde paylaşılan veriler de elde edilen sonuçları desteklerken, düşük doz uygulamalarında yaklaşık yüzde 18 seviyesinde görülen iyileşme oranının, dozun optimize edilmesiyle birlikte yüzde 50’ye yaklaştığı kaydedildi. Tedavi sürecine katılan hastalar ise uyku apnesinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen en önemli belirtilerinden olan gün içi aşırı yorgunluk, halsizlik ve ani uyku eğilimi şikayetlerinde belirgin azalma yaşandığını aktardı.
KALP-DAMAR VE METABOLİK HASTALIK RİSKLERİNE KARŞI YENİ FARMAKOLOJİK YAKLAŞIM
Uyku apnesinin yalnızca uyku kalitesini bozan bir sorun olmadığı, tedavi edilmediği durumlarda yüksek tansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme (felç) ve Tip 2 diyabet gibi ciddi ve hayati komplikasyonlara zemin hazırlayan önemli bir halk sağlığı problemi olduğu ifade ediliyor. Uzmanlar, 2024 yılında obeziteye bağlı uyku apnesi için onaylanan bazı ilaçların yalnızca kilo kaybı üzerinden dolaylı bir etki sağladığını, ancak sultiame etken maddesinin doğrudan beyindeki solunum kontrol merkezine etki etmesi nedeniyle daha yenilikçi ve dikkat çekici bir yaklaşım sunduğunu belirtiyor.
İsveç’teki University of Gothenburg bünyesinde görev yapan göğüs hastalıkları uzmanları, elde edilen sonuçların uyku apnesinin farmakolojik yöntemlerle tedavi edilebileceğine dair güçlü kanıtlar sunduğunu vurguluyor.
Araştırmanın yürütücülerinden göğüs hastalıkları kıdemli profesörü Jan Hedner ise, “Sonuçlar uyku apnesinin ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabileceğini net biçimde ortaya koyuyor. Şimdi bu etkinin daha geniş hasta gruplarında doğrulanması için Faz 3 klinik çalışmalarına geçiyoruz” ifadelerini kullandı.
İlacın küresel ölçekte kullanım onayı alabilmesi için daha geniş katılımlı ve uzun süreli güvenlik çalışmalarının sürdüğü de bildirildi.
Tarih: 1.06.2026 / 22:29







