Sabah alarmıyla birlikte soluğu kahve makinesinin yanında alıyor ve ilk fincan olmadan kendinize gelemediğinizi mi hissediyorsunuz? Uzmanlara göre uyanır uyanmaz tüketilen kahve, sanıldığı gibi kalıcı enerji sağlamıyor. Aksine bu alışkanlık, gün ilerledikçe ortaya çıkan ani halsizlik, dikkat dağınıklığı ve “beyin sisi” hissini tetikleyebiliyor. Nörobilim araştırmaları, sabahın ilk dakikalarında içilen kahvenin vücudun doğal uyanıklık düzenini bozabileceğine dikkat çekiyor
Güne başlar başlamaz kahveye yönelmek, çoğu kişinin enerji kazanmanın en hızlı yolu olarak gördüğü bir alışkanlık. Ancak uzmanlar, vücudun uyandıktan sonraki ilk 1 ila 1,5 saat içinde zaten doğal bir uyanıklık süreci yaşadığını belirtiyor. Bu süreçte kortizol hormonu en yüksek seviyelerine ulaşarak bedeni ve zihni kendiliğinden canlandırıyor. Tam da bu sırada yoğun miktarda kafein almak ise vücudun doğal denge mekanizmasını etkileyebiliyor. Araştırmalara göre erken saatlerde tüketilen kahve, zamanla bedenin kendi enerji düzenini baskılayarak kişiyi kafeine daha bağımlı hale getirebiliyor.

Uzmanların “Kortizol Uyanış Tepkisi” olarak tanımladığı bu durumu dengelemenin en etkili yolu, sabah kahvesini biraz geciktirmekten geçiyor. Uzmanlara göre uyandıktan sonraki ilk 90 dakikada su tüketmek, yüzü yıkamak ya da gün ışığı almak, bedenin doğal uyanma ritmini destekliyor.
Kahvenin ise kortizol seviyelerinin düşmeye başladığı sabah 09.30–10.00 aralığında tüketilmesi öneriliyor. Bu saatlerde alınan kafeinin vücut üzerinde daha dengeli bir etki yarattığı, gün içinde yaşanan ani enerji düşüşlerini ve yoğun tatlı isteğini azaltabildiği belirtiliyor.
Tarih: 15.05.2026 / 23:09







