Iğdır’da yaşayan 30 yaşındaki Mahir Alagöz, bir türlü geçmeyen nefes darlığı ve solunum yolunu etkileyen kuru öksürük şikayetiyle hastaneye başvurdu. Hastanede yapılan tetkikler sonucunda Alagöz’ün, dünya genelinde her 35 bin kişiden bir rastlanan Multiple Endokrin Neoplazi Tip 2(MEN2) nadir bir hastalığa yakalandığı belirlendi. Teşhis ardından dört ayrı cerrahi operasyon geçiren Alagöz, uygulanan tedavi aşamalarıyla tekrardan eski sağlığına kavuştu.
Geçmeyen öksürük ve zaman zaman yaşadığı tansiyon sorunları nedeniyle doktora başvuran Alagöz’e yapılan ayrıntılı tetkiklerde, kalsiyum yüksekliği, paratiroid nodülü, böbreküstü bezinde kalınlaşma ve sağ akciğerde kistlerle birlikte alt lobu tıkayan bir tümör saptandı. Bulgular sonucunda kendisine MEN2 tanısı konuldu.
DÖRT CERRAHİ OPERASYON GEÇİRDİ
Alagöz’ün tedavisi İstanbul Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde multidisipliner bir yaklaşımla planlandı. Gerçekleştirilen konseylerin ardından hastanın önce genel cerrahi ekibi tarafından paratiroit ve eş zamanlı olarak kalınlaşma bulunan böbrek üstü bezi çıkarıldı. Ardından göğüs cerrahisi ekibi sağ akciğerdeki hem hava kistlerini temizledi hem de tespit edilen tümörü çıkardı. Bir süre sonra ise hasta, böbrek taşı nedeniyle ameliyat edildi. Hastanın tedavileri başarıyla gerçekleştirilirken kontrolleri süren Alagöz, yaşadığı zorlu süreci anlattı. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cansel Atinkaya Baytemir ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ali Özemir ise hastalarının durumu ve hastalığa ilişkin açıklamalarda bulundu.Hastalığıyla ilgili açıklama yapan 30 yaşındaki Mahir Alagöz, yaklaşık 2-3 yıl boyunca geçmeyen ve özellikle akşamları artan şiddetli bir öksürük yaşadığını söyledi. Tiroit, böbreküstü bezi ve akciğerinden toplam dört ameliyat geçirdiğini belirten Alagöz, şu anda kendisini iyi hissettiğini ifade etti. Soğuk havalarda öksürüğünün dayanılmaz hale geldiğini ve nefes almakta zorlandığını dile getiren Alagöz, bu nedenle sıcak bölgelere gitmeyi tercih ettiğini söyledi. Alagöz, kendisiyle yakından ilgilenen sağlık çalışanlarına minnettar olduğunu vurguladı.

Hastanın sendromuna ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Özemir, “Aynı anda bütün kalsiyum bezleri veya her iki böbrek üstü bezi de tutulum yapabilir. Bundan sonraki takiplerini de sıkı bir şekilde yapmamız gerekiyor. Bu sendrom multiple endokrin neoplazi dediğimiz çoklu endokrin organ tutulumlarıyla seyreden, tümörlerden oluşan bir sendrom. Sendromlar genellikle genç yaş hastaları tutuyor, bu da o şekilde. Hastalık ilerledikçe bütün metabolizmayı bozuyor. Yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, ani kalp durmasına kadar problemlere yol açabiliyor, yine kemiklerde aşırı erime ve spontane kemik kırıklarına aynı zamanda böbreklerde taş oluşumuna sebep olabiliyor. Hastamızda da bu ameliyatlar arasında böbrek taşı problemleri nedeniyle ekstra işlemler de yapmak zorunda kaldık. Genç yaş hastalarda oluşan hipertansiyon, dirençli hipertansiyonlarda mutlaka bunların araştırılması, böbrek üstü bezlerinin değerlendirilmesi gerekiyor. Şikayetlerimize kulak vermemizde fayda var” şeklinde konuştu







